Çene Cerrahisi

1. GÖMÜLÜ DİŞLER

20 yaş dişleri diye tabir edilen çenenin dört bir tarafında bulunan üçüncü azı dişlerinin, genellikle 15 ile 25 yaş arasında çenede olması gereken yerlere sürmesi beklenir.

Bireylerde genellikle 4 adet 20 yaş dişi mevcuttur. Ancak bazılarında doğuştan daha az sayıda olabildiği gibi hiç de oluşmayabilir.

Tamamen sürmüş olan ve kısmen sürmüş olan 20 yaş dişleri çok geride olduklarından fırçalanması oldukça zordur. Kendileri erken dönemde çürüdüğü ve ağız kokusuna yol açtığı gibi yeterince temizlenemediği için önündeki dişlerin de daha hızlı çürümesine yol açar. Bu nedenle erken dönemde müdahale edilmediğinde 20 yaş dişiyle birlikte yanındaki ikinci azı dişi de çürümeye bağlı olarak çekilme tehlikesiyle karşı karşıya olabilir.

Bazı bireylerde 20 yaş dişleri tamamen çene kemiği veya sadece yumuşak doku altında gömülü olarak bulunabilir. Bunların tespiti genellikle radyografik filmler ile tesadüfen veya hastanın şikayetine bağlı çekilen filmlerle yapılabilir. Özellikle bir kısmı sürmüş olan gömülü dişlerde gıda birikimine bağlı olarak ciddi ağız kokusu ve belli aralıklarla tekrarlayan enfeksiyon varlığı söz konusu olabilir. Enfeksiyon varlığında; ilgili dişin çevresinde ağrılı şişlik, kızarıklık, hassasiyet, baş, boyun ve kulağa yansıyan ağrı, lenf bezlerinde büyüme ve hassasiyet, ağız açılmasında zorluk, yutkunmada ağrı ve ateşlenmeye kadar giden ciddi şikayetler ortaya çıkmaktadır. Tekrarlayan enfeksiyonlarda çene kemiğinde büyük boyutlara ulaşan kistler oluşabilir.

Çene kemiğine tamamen gömülü olan 20 yaş dişleri önündeki dişleri sıkıştırmasından dolayı ön grup dişlerde çapraşıklığa yol açabilir. Önündeki dişin kökünde erimeye yol açarak uzun dönemde kaybına neden olabilir. Çene kemiği içerisinde zaman geçtikçe büyüyen kistik oluşumlara yol açarak; çene kemiğinde zayıflama ve darbe görmesi halinde çene kırıklarına yol açabilir.

Bütün bunların dışında bireyler olması gereken yerde, tam olarak sürmüş olan sağlıklı 20 yaş dişlerine sahipse ve dişlerinin bakımını ideal bir şekilde yapabiliyorsa bu dişlerin çekilmesine gerek yoktur.

20 yaş dişlerinin dışında bazı insanlarda köpek dişleri ve küçük azı dişleri de gömülü kalabilir. Bu dişlerin genellikle çekimi değil; tel tedavisiyle uygun olan yerine sürdürülmesi tercih edilir. Ancak bazılarının gömülü kaldığı pozisyonu elverişli değilse (dişler çok eğikse) veya yetersiz diş boşluğu varsa çekimi uygun olur. Bu konuda en doğru kararı uzman bir ortodontist verebilir.

Genellikle ortodontik tedaviye başlamadan önce gömülü dişlerin çekilmesi önerilir. Çünkü gömülü dişler önündeki dişlere baskı yaparak daha fazla çapraşıklığa yol açar. Bazı durumlarda tel tedavisinin sonunda da gömülü dişlerin çekimleri yapılabilir.

Gömülü dişlerin çekimi ciddi bir tecrübe ve uzmanlık gerektirmektedir. Bu konuda yetkin bir çene cerrahisi uzmanı tarafından yapılan hızlı ve profesyonel müdahaleyi takiben doktorunuzun verdiği talimatları ve ilaç kullanımını uygun tatbik ettiğinizde sorunsuz bir iyileşme dönemi geçirebilirsiniz. 

 

2. ÇENE KİSTLERİ VE APSE TEDAVİSİ

Çene kemiklerinin içinde kendiliğinden oluşabilen yada dişlerden kaynaklanan iyi huylu, tedavisi kolay olan lezyonlardır. Çoğunlukla gömülü dişlerle ilişkilidir. Bazen de enfeksiyonlu dişlerden kaynaklanabilir.

Ağrı ve enfeksiyon oluşturmayan vakalarda oldukça büyük boyutlara ulaşabilirler. Bu tür vakalar çoğunlukla tesadüfen röntgen çekildikten sonra teşhis edilir.

Ağrı ve enfeksiyonla ilişkili olan kistler şikayetlerin giderilmesi için mutlaka tedavi edilmelidir.  Çene kistleri iyi huylu olmalarına rağmen zamanla kemik içerisinde genişlediklerinden kemiğin yapısal bütünlüğünü bozacağından en küçük travmada kırıklara yol açabilirler. Bazı durumlarda da kemiğin bir kısmını tamamen eritip ağız boşluğuyla temas edebileceklerinden enfeksiyona yol açabilirler. Bulunduğu yere göre çok fazla büyüdüklerinde sinüs boşlukları, burun tabanı, sinir kanallarını etkileyebilirler veya kötü huylu tümörlere dönüşüm gösterebilirler. Bu gibi durumlarda tedavileri daha uzun ve karmaşık hale gelir. Bu yüzden teşhis edilir edilmez mutlaka tedavi edilmelidirler.

Bu tür zor vakaların tedavisini eğitimini almış uzman çene cerrahlarının yapması daha doğrudur. Kistlerle ilgili sürmüş ve fonksiyonda olan dişler mevcut olduğunda; ilk önce dişlerin kanal tedavisi yapılır. Eğer çok büyük boyutlara ulaşıp diğer anatomik yapılara zarar verecek kadar genişlemişseler; dekompresyon denilen yöntemle ilk önce belli bir süre küçülmeleri sağlanır. Daha sonra ilgili diş, kök veya gömülü dişlerle birlikte tamamen kemikten kazınarak çıkartılır. Normal boyutlarda olanlar ise; teşhis edilir edilmez lokal anestezi ile kolayca kemikten kazınarak çıkartılır. Diş eksikliği olup, ileride implant uygulaması yapılacaksa; kist boşluğu kemik tozları ile doldurulabilir. Kemikten çıkarılan kist örneği mutlaka patoloji laboratuvarına gönderilmelidir.

Çok büyük boyutlara ulaşan kistlerin cerrahi müdahalesi genel anestezi altında yapılmalıdır. Bu konuda en doğru kararı çene cerrahisi uzmanınız verecektir.

Diğer işlemlerde olduğu gibi yeterli ve derin bir anestezi yapıldığında, cerrahi işlemelerin protokolleri tam olarak yerine getirildiğinde herhangi bir ağrı veya zorluk yaşanmaz. İşlem sonrasında ağrı, şişlik ve morarma olmaması için uygun ilaçları ve gerekli önerileri doktorunuz size bildirecektir. Bunları eksiksiz uyguladığınızda bir hafta içerisinde normal halinize dönebilirsiniz.

Çoğunlukla enfeksiyonlu ve çürük dişlerin ağızda bulunması veya başarısız kanal tedavili dişlerden kaynaklanan oldukça ağrılı bir klinik tablodur.  Çene kemiğinde, dudaklarda, yanaklarda yerleşim gösteren çoğunlukla çene altı boyun bölgesi ve göze kadar yayılan kızarıklık ve dokunmaya karşı hassas ağrılı şişliklerdir. Çoğu zaman hasta ağzını açamaz, yutkunamaz, apse olan tarafa başını koyarak yatamaz. Ateşlenmeyle birlikte ciddi bir tabloya dönüşebilir.

Akut yani en ağrılı olduğu başlangıç döneminde etken olan dişe müdahale edilemez. Sadece dişin içinden doğru kanal tedavisi yapılır gibi kök kanalları açılarak apsenin akış yolu hazırlanır ve bu şekilde hızla iyileşmesi sağlanır. Aynı zamanda yüksek dozda uzun süreli özel antibiyotikler reçete edilir. Apse kronik hale geldiğinde duruma göre önce drene edilir (kesi  yapılarak akıtılır). Aynı seansta veya takip eden günlerde dişin kanal tedavisi yapılır, tedavi edilemeyecek durumdaysa diş çekilir.

Tedavisi yapılmayan ve geç kalınan durumlarda çene yüz bölgesinde daha fazla bölgeye yayılarak hastanın yaşamını riske atabilecek noktaya gelebilir. Hastaların, uzun süreli yoğun antibiyotik tedavisi altında hastanede yatarak tedavi edilmesi gerekebilir. Bazı durumlarda osteomiyelit gibi çene kemiğinin nekrozuna yol açabilir. Dönem dönem iyileşme veya hafifleme olsa da ilgili dişlerin tedavisi yapılmadığında her seferinde daha şiddetli tekrarlayabilir.

 

3. APİKAL REZEKSİYON

Bazı durumlarda dişlerin enfeksiyonuna veya başarısız kanal tedavisine bağlı olarak kemiğin içinde dişlerin kökünü içine alacak şekilde kist veya lezyonlar gelişmektedir. Bu lezyonlar sadece kanal tedavisi yapılarak iyileşemez. Bu vakalarda lokal anestezi altında ilgili dişin kök kısmında diş eti cerrahi müdahale ile açılır. Kemik içerisindeki lezyon temizlenir. Kökün en uç kısmı kesilerek kanalın içerisine özel bir iyileştirici materyal yerleştirilir.

Cerrahi işlem sırasında az da olsa kanama olabileceğinden kanal tedavisinin önceden yapılması daha doğrudur.

Dişten dolayı tekrarlayan enfeksiyonlar, abse oluşumu, ağrı şişlik olabilir. Kök ucundaki lezyon daha fazla genişleyerek yandaki sağlam dişlerinde enfekte olmasına yol açar. İlgili dişin kök ucunda, kemik dokusunda erimeler başlar. Diş kemiğin içinden kendiliğinden uzayarak çıkabilir, mobil hale gelebilir. Dişinizi kısa dönemde kaybedebilirsiniz.

 

5. ÜST ÇENENİN CERRAHİ İŞLEM İLE GENİŞLETİLMESİ (SARPE)

Sabit ortodontik tedavi gören, büyüme gelişmesi tamamlanmış erişkin bireylerde üst çene dar olduğunda dişlerin düzgün bir şekilde ortodontist tarafından sıralanabilmesi için üst çene kemiğine, uzman bir çene cerrahı tarafından özel teknik ve ekipmanlarla cerrahi olarak müdahale edilir. Yapılan bu müdahaleye SARPE denilir.

Çene darlığını tek başına cerrahi müdahale çözemez.  Bu işlemden önce ortodonti tedavisinin başlamış olması gerekir. İşlemden sonra da ağız içine özel bir aperey takıldığı için ortodontik tedavi bir süre daha devam eder.

Uzman bir çene cerrahının lokal anestezi veya genel anestezi altında yapabileceği, çok fazla komplikasyon riski olmayan ve sıklıkla yapılan bir müdahaledir. Ameliyattan sonra birkaç gün yüzde hafif bir şişme ve ağrı olabilir. İlaçların düzenli alınması ve tavsiyelerin yerine getirilmesi halinde bir hafta içinde normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

 

6. ORTOGNATİK CERRAHİ (ÇENE AMELİYATLARI)

Alt ve üst çenenin büyüme gelişme döneminden sonra yapısal ve şekil olarak birbirleriyle olan ilişki bozukluluklarının düzeltildiği cerrahi operasyonların genel adıdır. Alt ve üst çenenin şekil ve konumu tek başına düzeltildiği gibi ikisinin birlikte aynı operasyonla düzeltildiği cerrahi işlemlerdir.

Cerrahi prosedür diğer çene cerrahisi müdahalelerine göre daha uzun sürmesi, daha kompleks olması ve bir ekiple birlikte yapılmasından dolayı tam teşekkülü bir hastanede, genel anestezi altında yapılır. Ameliyat ekibinde ortodontist, çene cerrahisi uzmanı ve/veya plastik cerrahisi uzmanı bulunmalıdır. Ameliyatı gerçekleştiren uzman bir çene cerrahı ve/veya plastik cerrahıdır.

Çene ve dişlerin düzeltilmesi sürecinde iki işlemi ayrı ayrı düşünmemek gerekir. Dişlerin ideal olarak olması gereken dizilimi ortodontik tedaviyle belirli bir süre yapıldıktan sonra ortognatik cerrahi ameliyatı yapılır. Daha sonra alt ve üst çenenin ideal pozisyonu sağlandıktan sonra dişlerin de bu yeni pozisyonda doğru konuma gelmeleri için tel tedavisi devam eder.

Bu süre kişiden kişiye, vakadan vakaya değişmekle birlikte yaklaşık 2 yıl sürer. Bu sürenin ilk 1.5 yılı ortodontik tedavinin başlangıç safhasıdır. Daha sonra ameliyat gerçekleştirilir ve 6 ay gibi bir süre devam eden ortodontik tedavi  sonunda süreç tamamlanır. Ancak tüm vakalar farklı zorlukta olduğundan süre konusunda genelleme yapılması mümkün değildir.

Çoğu vakada dişler alt ve üst çenenin yüzdeki uygun olmayan konumuna göre  pozisyonunu değiştirerek görüntünün bir miktar daha iyi olmasını sağlar. Örneğin alt çene ileride olduğunda alt ön dişleriniz üst dişlerle temas edebilmek için içe doğru konumlanır ve bu durum dış görüntüyü bir miktar maskeler. Ancak tel tedavisi ile dişler ideal konumu olan öne doğru getirilmesi ile görüntü oldukça dramatik bir hale gelir. Dişler birbiriyle düzgün bir kapanışa getirilemez.  Sonuç olarak dış görüntü daha da bozulur. Bu konuda en doğru bilgiyi bir ortodonti uzmanı detaylı muayene ve analizlerden sonra size verebilir.

Genel anestezi altında yapılan diğer ameliyatlarda ne kadar risk varsa bu tür ameliyatlarda aynı risklere sahiptir. Bu yüzden tam teşekküllü hastanede işlemler gerçekleştirilmelidir. İşlemden sonra 1-3 gün arası hastanede kalmanız uygun olur. Ameliyatı konusunda tecrübeli bir ekibin yapması sizi daha güvende hissettirecektir. Ameliyatın tamamı ağız içinden yapılacağından bir iz kalması söz konusu değildir. İşlemden dolayı yüzde şişlik, ağrı, morarmalar olabilir. İlaçların yardımıyla kısa süre sonunda bu durum da düzelecektir.

Ameliyattan sonra bir süre alt ve üst dişleriniz elastikler vasıtasıyla birbirine bağlı olacağından yumuşak ve sıvı gıdalarla beslenmeniz gerekecektir. Bu durum yaklaşık 1-2 hafta devam eder. Bu süre sonunda normal hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz.

 

7. ÜST DAMAK YARIĞI ONARIMI

Bazı bireylerde doğuştan üst çene kemiğinde özellikle ön bölgede kemiğin bütünlüğünde yarık şeklinde düzensizlikler oluşabilir. Bazen bu yarık burun boşluğuna kadar ulaşabilir. Bu gibi durumlarda ağızdan alınan sıvıların burundan gelmesi söz konusu olabilir. Çoğu zaman yarık hattına yakın gömülü dişler veya eksik dişler görülebilir. Geri kalan dişlerde de çoğunlukla çapraşıklık mevcuttur.

İlk önce tedaviyi birlikte yöneteceklerinden uzman bir ortodontist ve çene cerrahına muayene olmalısınız. Tedavinin seyrine göre yarık hattının kemik dokusuyla onarımına karar verilir.

Tomografi ve ağız içi muayenesi ile yarık hattının boyutları tespit edilir. Büyük olan yarıklarda onarım için kalçanızdan kemik alınması gerekebilir. Daha küçük yarıklarda yapay kemik tozları, blokları veya ağız içinden elverişli bölgelerden kemik dokusu nakli yapılır

Genel anestezi altında yapılan bir tedavi yöntemidir. Kalçanızdan alınan kemik dokusu yarık hattına nakledilir. Deneyimli bir çene cerrahisi uzmanı ve ekiple steril ameliyathane şartlarında tam teşekküllü hastanede yapıldığında diğer cerrahi müdahalelerde olabilecek risklerin dışında bir sorun beklenmez.  Ameliyat yapıldığı günün akşamında destekli bir şekilde yürüyebilirsiniz. Üç gün içinde normal bir şekilde yürüyebilirsiniz. Kalçadan kemik alınan bölge normal iyileşme sürecine gireceğinden 3-6 ay arasında tekrar eski haline gelip tamamen yeni kemik dokusuyla dolacaktır.